DEPREM YALITIMI

 

Konvansiyonel tasarım yöntemleri ile tasarlanan yapılarda deprem güvenliği ancak belli bir noktaya kadar sağlanabilmektedir. Yapılar depremde yıkılmaz ve can kaybına sebep olmazlar, ama stratejik öneme sahip yapılar için bu performans yeterli olmamaktadır. Hastaneler, havaalanı terminalleri, viyadükler, kritik üretim ve depolama tesisleri gibi önemli yapıların şiddetli depremlerden hemen sonra bile fonksiyonel kalması ve deprem mühendisliğinde “hemen kullanım” denilen performansı sağlaması gerekmektedir. Günümüzde bunu sağlayabilmenin en etkili ve geçerli yolu deprem yalıtımı uygulamasıdır. Deprem yalıtımı uygulaması, deprem anında üst yapıda oluşan göreli kat ötelenmelerinin ve kat ivmelerinin aynı anda kontrol altında tutulmasını sağlayan tek yöntemdir. Göreli kat ötelenmelerini ve kat ivmelerini minimize ederek yapısal ve yapısal olmayan elemanların zarar görmemesi sağlanırken; aynı zamanda, yapılarda bulunan hassas makine ve ekipmanların fonksiyonel kalması mümkün olmaktadır.

 

Deprem yalıtımı, binanın altına yerleştirilen deprem yalıtım cihazları (deprem izolatörü) ile bir arayüz oluşturulması ile sağlanır. Deprem etkisi bu arayüz ile karşılanarak üst yapının korunması hedeflenir. Yani esas olarak, üst yapı depremin geldiği zeminden ayrılır ve depremin yıkıcı etkilerinden korunmuş olur.

 

Deprem yalıtım arayüzünün en önemli özelliği bina periyodunu, binanın yüksek ivmelere maruz kaldığı 0.1-1.0 saniye aralığından, 2.0-3.0 saniye aralığına taşımasıdır. Ayrıca, kullanılan yalıtım cihazlarının özelliği dolayısıyla ek enerji sönümlemesi de sağlamaktadır. Periyodun artmasından kaynaklanan ek deplasman ihtiyacı da yine yalıtım cihazları tarafından karşılanmakta ve üst yapının rijit bir kütle olarak hareket etmesi sağlanmaktadır.

 

 

Uygulama alanları:

  • Hastaneler, okullar, müzeler, konutlar ve her türlü bina
  • Köprü ve viyadükler
  • Eski ve/veya tarihi yapıların güçlendirilmesi
  • Tehlikeli madde depoları / tankları
  • Veri merkezleri